Muhammed El-Gafaki (Mohamed al-Gafequi)
El-Gafaki, 12. yüzyılda İspanya’nın Kurtuba eyaletine bağlı olan Belalkazar (Belalcázar) şehrinde doğmuştur. Doğum tarihi tam bilinememekle birlikte, hayatı hakkında günümüze kalan pek bir bilgi yoktur. Katarakt ameliyatı, göz hastalıkları konularında uzmanlığıyla nam salmıştır.
“Göz Hekimliği Kılavuzu” adında gözbilim (oftalmoloji) üzerine bir eser yazmıştır (Eserin orjinal metni Escorial Manastırı kütüphanesinde korunmaktadır). El-Gafaki katarakt hastalığını, gözdeki bir sıvının ayrışarak göz önüne düşmesi sonucu, görüşte bulanıklık oluşması olarak açıklıyor. Tedavisi için ise kataraktı çıkarmak için yapılmış iğne gibi çeşitli aletler öneriyor. Katarakt zarı konusunda ise Ebu-l Kasım Zehrevi (Abulcasis)’nin görüşüne karşı katarakt zarının varlığını savunmuş, delil olarakta Kurtuba’nın Anduyar bölgesinde bir hasta üzerinde yaptığı ameliyatda zara rastladığını belirtmiştir.
El-Gafaki, 1165 yılında Kurtuba şehrinde vefat etmiştir. Anısına 1965 yılında Cordoba Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi binası karşısına bir büst dikilmiştir.
Endülüs’ün onca edebiyatçısı varken, neden tam da Tıp Fakültesi önüne dikilecek bir büstü buraya dikmişler hala anlamış değilim, fakat sayelerinde Eb-ul Kasım’dan başka ünlü bir Endülüs hekimini daha tanımış oldum.
Woody End : In Between Realms
and What Reflects On The Canvas of Life
Tuesday, September 29, 2009
Mohamed al-Gafequi
Sunday, September 27, 2009
Feanor in Valinor
My entry for the John Howe’s Theme Of The Month: Thinking A Head
Feanor in Valinor or The Bearded Feanor
It's the portrait of my dear friend, Yavuz, whom I've known since the second grade of high school. The first time I met him, he asked me who my favourite character from Silmarillion is. Having not read the book, I said Aragorn, guessing he would appear in other Tolkien books too. When I asked who his favourite is, he smiled and said: "Feanor, he is my hero."
So here is Yavuz as Feanor in Valinor, with a beard i decided not to remove. After all Cirdan also had beard, and so did Nerdanel's father.
Painted in Corel Painter, used Photoshop for tweaking , 2460 x 3600 px
Wednesday, September 2, 2009
The Story Of A Raindrop
CONCERNING HUMILITY
Thou, O creature of God, wast created of the dust; therefore, be humble as the dust. Be not covetous, nor oppresive, nor headstrong. Thou art from the dust; be not like fire. When the terrible fire raised his head in pride, the dust prostrated itself in humility.
And since the fire was arrogant and the dust was meek, from the former were the demons formed, and from the latter mankind.
THE STORY OF A RAINDROP
A raindrop fell from a spring cloud, and, seeing the wide expanse of the sea, was shamed. "Where the sea is," it reflected, "where am I? Compared with that, forsooth, I am extinct."
While thus regarding itself with an eye of contempt, an oyster took it to its bosom, and Fate so shaped its course that eventually the raindrop became a famous royal pearl.
It was exalted, for it was humble. Knocking at the door of extinction, it became existent.
- From “The Orchard” of Sa’di
*****
ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK HAKKINDA
Ey insan! Allah seni topraktan yarattığı için alçak gönüllü ol. Ateş gibi haris, inatçı olma ve dünyayı yakma. Korkunç ateş yükseldi, sivrildi. Toprak ise acz ile tevazu gösterdi.
Ateş böyle yükseldiği, yani kibirlendiği için ondan mel'un şeytan yaratıldı. Toprak alçak gönüllülük gösterdiği için ondan da Adem yaratıldı.
YAĞMUR DAMLASININ HİKAYESİ
Bir buluttan denize bir damla su damladı. Damla denizin büyüklüğünü, genişliğini görünce utandı ve şöyle dedi:
Denizin bulunduğu yerde ben kim oluyorum? Doğrusuna bakılacak olursa o var iken ben yokum.
Su damlası kendisini hakir gördüğünden sedef onu bağrına basarak naz ile besledi ve felek onu öyle yükseltti ki, padişahların taçlarına layık bir inci oldu. Evet damla kendisini alçak saydığı ve gördüğü için yükseldi, yokluk kapısını çaldığı için var oldu.
- Sadi’nin Bostan’ından alıntıdır

